Polisiye Radyo Tiyatrosu 2 – Hayalet

“Kendi yolunda yanlış gitmek, başkasının yolunda doğru gitmekten iyidir”  Fyodor Dostoyevski / (1821 – 1881) Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı

Polisiye bir hayat tiyatrosundaki. Karanlığı aydınlatmak için. Hayatı karartan suçluları bulabilmek için. Sonunda. Bir soruya ulaştım… Tek bir soru! Aslında bilindik. Ve basit bir soru.. Ama bu soruya. Bir yolculuğun sonunda erişebildim. Bu yolda yürürken. Gidip gelen düşüncelerim. Yoldayken. Başıma gelen ve gelmeyen olaylar. Herkesin bildiği bu soruya, bir çok anlamlar yükleyip durdu. Yani kısa bir hikaye değil bu. Merak ederseniz. Sabırla bu hikayeyi izleyebilirsiniz. Bu yolculuk bana da ilginç gelmişti. Çünkü. O yolda. Bir hayaletin peşinde koşuyordum.

Okumaya devam et

Kavşak 3 – Zarlar 

Tesadüfen doğduk mecburen yaşıyoruz… Doğarken neden ağladığımızı maalesef yaşarken anlıyoruz. / Anonim

Sonuç olarak. İnsanlığın, yüzlerce yıllar düşünüp de. Cevabını bulamadığı. Bir çok soruyla karşı karşıyayız! Doğru dürüst yaşamak. Ve hayatın tadını çıkarmak varken. “Cevapsız soruların peşinden koşup durmaya gerek var mı?” diye sorup dururum! Ama yine de. Merakım tetiklenince. Aklım bir şeylere takılır. Ardından da. Düşüncelerim koşmaya başlar… Aklımı kurcalayan soruların bir tanesi de. Her an, karşı karşıya kaldığımız. Ve adına “tesadüf” ya da “rastlantı” deyip geçtiğimiz olaylarla ilgilidir!… Bi düşünün mesela….

Okumaya devam et

Polisiye Radyo Tiyatrosu  1 – Düello

“Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır; Önemli olan, içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır” / Hz.Mevlana (1207 – 1273) / Fars tasavufçu, ilahiyatçı ve sufi bir mistik şair.

Dünyada olup bitenlere bakıp. Zaman zaman düşünüyorum. Ve içimden, “Keşke, bugün de, on asır öncesindeki düello olabilseydi” diyesim geliyor…. Demiyorum ama. Diyesim geliyor!.Günümüzde yasa dışı kabul edilen ve suç sayılan Düello!… Bundan söz ediyorum…. Şaşırmamak elde değil! Böyle bir düşünme noktasına nasıl geldim acaba?

Okumaya devam et

Kavşak 2 – O Viagem do Elefante

Hayat bir tabur vukuattır; kumandanı: tesadüf”. Cenap Şahabettin / (1870-1934), Servet-i Fünun dönemi Türk edebiyatının şiirdeki en önemli temsilcilerinden, doktor ve yazar.

Hayatıma bakıp.

Tuhaf sorular sorup. Garip cevaplar bulmuştum!

İlk gariplik “özgürlük” ile ilgiliydi. Hayat bana demişti ki. “Öyle bildiğin gibi yaşayamassın! Beni yaşamakta. Benimle yaşamakta özgür değilsin!..” Evet! Zor da olsa, bunu anladım. Bana çok garip gelmişti! Şaşırmıştım.. Ama. Daha da garibi  vardı! Devasa bir evrende. Bir köşeye atılmış bu insanlık. Hayatın karşısında, hiçbiri özgür olmayan bu insanlar.. Karanlık oyunların içinde. Yüzyıllardır, birbirleriyle özgürlük mücadeleleri yapıp duruyorlar. Bunu farkedince. Daha da çok şaşırıp. İsyan etmiştim. “Neyin kavgası bu? Nasıl bir mücadele bu? Şu kısacık hayatı. Doğru düzgün yaşamak varken. Ne ile uğraşıyorsun ey insanoğlu?” diye. Sessizce. İç dünyamda haykırmıştım…

Okumaya devam et

Kavşak 1 – Tuhaf Sorular

Hayat, bir oyuna benzer; istediğimiz kartları elde etmek elimizde değildir, ama oynamak elimizdedir”. / Terence Terentius (MÖ. 19o? – MÖ. 159?) Berberi  asıllı Latin Komedya yazarı.

Önünde sonunda. Her insan bir kavşağa gelir! İki yol kavşağına. Bunun bir üçüncüsü. Bir dördüncüsü yoktur. Orada. Sadece iki yol vardır!.. Oraya gelince de. Hiç bir insan. Bu kavşakta kalamaz!  Orada duramaz. İstese de, istemese de duramaz! O kavşağa gelince de. Önündeki iki yoldan birini. Ama sadece birini. Seçmek zorunda kalır. Ve o yolda. Yürümeye devam eder…. Devam eder… Geriye de dönemez!

En nihayetinde. Hayattan anladığım bu oldu!

Okumaya devam et

Yabancı 22 : Kedilerin zaferi

Bütün özelliklerimiz, iyilik ve kötülük konusunda kararsız ve belirsizdir. Bunların hemen hepsi, rastlantıların elinde oyuncaktır” La Rochefoucauld (1613 – 1680) Fransız klasik edebiyat yazarı.

Her sabah. Pencerenin önüne yaslanan. Bir şeyleri anlamaya çalışıyor gibi. Etrafını araştıran.  Sanki bana sorular soruyor gibi bakıp duran. Bir kedi. Beni düşündürmüştü. Kendimi o kedi ile karşılaştırıp. Onun hayatı ve kendi hayatımı sorgulayıp. Düşününce de. İç dünyamın derinliklerinde. Bir keşif yolculuğuna çıkmıştım. Bu iç yolculukta. Kendimi okuyup. Kendimle ilgili ipuçlarını izliyordum. Ama sonrasında. Adım adım. Parçası olduğum “insanlık” halleri ile ilgili. Bir okyanusun derinliklerine doğru açılıverince… Özetle diyebilirim ki. İnsanlardan öğrenemediklerimi… Ondan. Beni düşündüren. Bir kedi’ den öğrendim… Ve ilk farkettiğim şu oldu…

Okumaya devam et

Yabancı 21 – Kurtların Öyküsü

Ne tuhaf bir dünyada yaşıyoruz; Kötülük yapmak kolay, İyilik yapmak zor”  Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821 – 1881) / Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı.

Böyle mi olmalıydı?…  Yani. İnsan, insanın kurdu mu olmalıydı?

Zor bir soru!… Belki de bu soruyu. İnsanlara değil de, kurtlara sormalıyız! Onlar daha iyi bilebilir!.. Nesillerdir, Amerikan yerli halkının. Yani kızılderililerin. Geleneğinde yer alan eski bir öykü vardır. Tam kökeni bilinmemekle birlikte. Cherokee veya Lenape halkına atfedilen bu öyküde yer alan kurtlar.. Belki de bu soruya bir cevap verebilirler…. Ama bence. Bu cevabı aramadan önce. Bi düşünelim. Hem de ters yönde. İnsanın, insanın kurdu olmadığını düşünüp… Nasıl bir dünya . Nasıl bir hayat olurdu acaba?… diye soralım kendimize…

Okumaya devam et

Yabancı 20 – Mobil!

“ Hayat, ne aşk davasıdır, ne de ekmek kavgasıdır. Hayat, insan kalabilme mücadelesidir.” / Ernesto “Che” Guevara. / Arjantinli Marksist devrimci, doktor, yazar, gerilla lideri, diplomat ve askerî teorisyen.(1928 –  1967)

Özetleyelim..

Bugünün dünyasında. 2026′ ya girerken. Bugün artık. İnsan insanın kurdudur! Yani insan. Sadece rakibini, düşmanını değil! Yoluna çıkan herkesi yok eden bir insan olmuştur. Bu noktaya nasıl gelindiğini düşünürsek eğer… Bunun başlangıcı. İnsanların bir yerlere yerleşmeleri. Ve bir düzen. Ve giderek de. Bir uygarlık (!) kurma çabasıdır.. Evet tam da böyle! “Uygarlık” denilen o soylu kavram. İnsanı, insanın kurdu yapmıştır!.. Ne komik değil mi!

Sebebine gelirsek…

Okumaya devam et

Yabancı 19 – Kurt

Insanın yaratıldığı eğri odundan düzgün bir şey yapılamaz / Immanuel Kant, Prusya kökenli Alman filozof (1724 – 1804)

Şaşırıyorum!

Kediler hala böyle yaşıyor. Böcekler, kuşlar da böyle yaşıyor. Balıklar, kurtlar, timsahlar da. Böyle yaşıyorlar. Tabiattaki her canlı. Ama hepsi. Onikibin asır öncesi gibi yaşıyorlar!…. Onikibin asır! Hiç de az bir zaman değil!.. Ama bakıyorum da. Onların hayat tarzlarında. Neredeyse hiç bir şey değişmemiş. Gel de şaşırma! Tabii ki şaşırdım!…  Ama bunun ötesinde. İnsanlara. İnsanlığa da şaşırıyorum! Evet. Şaşırıyorum çünkü…

Okumaya devam et

Yabancı 18 – Kiraz Ağacı

Eğer su kaynağı, senin kendi ruhundan fışkırmazsa, susuzluğunu dindiremezsin.” / Wolfgang Van Goethe.(1749 – 1832 / Alman hezarfen, edebiyatçı, siyasetçi, ressam ve doğa bilimci.)

Bana göre. Mutluluk, “kendini iyi hissetmektir” demiştim… Bu nedir? Bu nasıl anlaşılır? diye sormaya kalkarsanız eğer. Derim ki. Unut gitsin bu soruyu! Asla ve asla. Bunu anlamaya çalışma! Bu duyguyu sadece hisset ve yaşa. Bil ki.  Bunu anlamaya çalıştığın an. Düşünceler ortaya çıkar. Mantık çalışmaya başlar. Ve tüm duygular. Adım adım seni terkeder. Düşünmeye başlarsan eğer. Mantık ve akıl, iyi hissetme duygularının hepsini. Siler süpürür..

Okumaya devam et